Miras Dergisi

Vicdanın ve Merhametin Hizmetkârı: Dorothy Day

Sadeliği sadece bir görev olarak değil, yoksullarla dünyayı paylaşmanın yolu yapan hizmet için yaşayan bir kadının hikâyesi

Dorothy Day, 1897 yılında sözde Hristiyan bir ailenin içinde doğdu ve küçükken ailesi ile birlikte Chicago’ya taşındı. Öğrenciyken yazı yazmaya yönelik bir kariyere ilgi duymaya başladı ve bunun yanı sıra zamanın basınında yer alan yoksulluk, radikal değişimler ve emek gibi konulara yöneldi. Fakat inanç üzerine yoğunlaşmadı.

Değişimi öncesi, bir otobiyografisinde; “Ben dini insanların üzerinde çok da etkili olmayan bir uyku ilacı gibi olduğunu düşündüm ve kalbimi katılaştırdım. Bu bilinçli ve kasıtlı bir süreç oldu.”  diyerek din hakkındaki düşüncelerini belirtti.

Sonunda, Dorothy, New York’ta bir gazeteci olarak kendi yolunu bulmak için üniversiteyi terk etti. Sosyalist hareketler, sendikalaşma, yiyecek için ayaklanmalar, işsizlik, belediye ile ilgili protesto yürüyüşleri ve çocuk işçi yasalarını ele alan gazeteler için yazmaya başladı. Bir yürüyüş sırasında tutuklandı ve hapse atıldı. Hapiste gerçirdiği zaman onda kalıcı bir etki bıraktı. Hapiste kaldığı zaman boyunca, tutukluluk durumunu protesto etmek için açlık grevine başladı ve kimliği daha geniş bir grup olan fakir ve istismar edilen toplum üzerine yoğunlaştı. Sonra, hapiste bulunduğu süre boyunca  kendi günahkârlığının, acı ve kötülük dolu geniş dünyanın onu nasıl derin düşünmeye yönelttiğini daha sonra kendisi aktardı.

Hayatının bu bölümünde, o nikahsız olarak beraber yaşadığı bir adama aşık oldu. 1926 yılında, hamile kaldı ve bu inancını doğal yollardan güçlenmesine yardımcı olan bir olay oldu. Hamileliği; Tanrı ile ilişki içerisinde olma ve yaratılışı takdir etme arzusu uyandırdı. Bu duygular üzüntü ile dolu hayatının ortasında birçok yönüyle ortaya çıktı. Sadece birkaç yıl önce hastanede çalışırken tanıştığı bir adamla ilişkiye girdi. Hamile kaldı ve çocuğu aldırdı. İlişkilerden ve çok fazla içki içtikten sonra, kendini merhamete ihtiyacı olan biri gibi görmeye başladı. Hamileliği, onun için Tanrı’nın merhametini ve varlığını görmesine yardımcı oldu. Yeni bir hayata başlaması işte bu zamanlarda oldu. İnancının tohumu minnettarlığının toprağında yeşerdi.

Dorothy’nin yanında evli olmayan anneler ve çocukların bulunduğu bir evde çalışmış rahibe yaşıyordu. Rahibe’nin sade hayatına hayran kaldı. Onun ilhamıyla, yeni doğmuş kızıyla vaftiz olmak istediğini söyledi.

Vaftizden sonra, Tanrı için alçakgönüllülük ve itaat yolunu seçti. Onun Hristiyan inancı Tanrı ile birlik içinde olma arzusu yoksullar için hizmet etme aşkını uyandırdı. Hemen sonra sosyal adalet için duyduğu endişelerle İsa Mesih’teki yeni inancını nasıl biraraya getireceği konusunda düşünmeye başladı. Yeni bir gazete çıkarmaya karar verdi. Gazete Müjde’nin perspektifinden bakan statükonun eleştirisi ve işçilerle beraber dayanışmayı okuyucuya sunmalıydı. “Katolik İşçi” gazetesi ilk baskısını 1 Mayıs 1933 tarihinde yaptı. İlk baskı sadece 250 adet sattı fakat yıl sonunda baskı sayısı 100 bini buldu.

Gazetenin yayınlanmasıyla birlikte, “Konuk Evleri” adı altında yoksullar için New York’ta bir arkadaşının yardımıyla bir hizmet merkezi açtı. Bu merkez Büyük Buhran[1] sırasında yüzlerce kadın ve erkek için barınak ve yiyecek sağladı.  Dorothy Day aynı zamanda toplum binalarını farklı yoldan yoksullar için halk çiftliklere dönüştürmeye başladı.

Halk çiftliklerini farklı yerlerde açmak zorlaşırken, konuk evleri ve Katolik İşçi hareketi tüm Amerika’da yayılmaya başladı. Birkaç yıl içinde, Dorothy zamanının çoğunu ülkenin diğer bölgelerindeki konuk evlerine seyahat ederek geçirdi. Aynı zamanda onun varlığını ve duacılığını takip edenlere bir model olarak hizmet ederken, çoğu vaktini de bir gazeteci olarak, makaleler yazmaya ve gazete için editörlük yapmaya ayırdı.

Uzun yaşamı boyunca, Dorothy Day gönüllü olarak yoksul olmaya, sade yaşama, giydiği sade giysilere, otobüsle seyahat etmeye ve mümkün olduğunca az eşyaya sahip olmaya bağlı kaldı. Fakat o köleleştirilmiş birçok yoksulun esaretini, onur ve özgürlük arasındaki seçimler konusunda dikkatliydi. Yoksulluk ikinci tip özgürlük yolu ancak fakat adaletsizlik ve zulmetme biçimi değildi, yoksullukla kurumsal günahın göstergesi olarak mücadele edildi.

Onun İncil hakkındaki anlayışı doğrultusunda, Dorothy barış için yorulmaz bir avukat oldu. Onun için, Dağdaki Vaaz’da (Matta 5-7 ) verilen mesaj eylemsiz direniş için sarılmaz bir bağlılık yarattı.

Eylemsiz direniş duruşu ve onun sivil itaatsizlik kampanyalarıyla meşgul olma arzusu 2. Dünya Savaşı’nın başlarında başladı ve Soğuk Savaş ve Vietnam Savaş yıllarına kadar devam etti. Bunun sonucunda ateş altında kaldı, hapse atıldı ve polis tarafından sorgulandı. Bu olaylar onu engellemedi. Yoksullarla yaptığı bazı çalışmaları ona hayran olan sadık destekçilerinden bile eleştiri aldı fakat özellikle savaş zamanlarında acı bir hap yutmak için barışçılığını kullandı.

Dorothy Day; Müjde’den habersiz yaşayan yoksullarla dayanışmanın önemi, barışı teşvik etmenin yolu olarak eylemsiz direnişin değeri, toplumun kilise hayatı içindeki önemi için ayaktaydı. Ayrıca Tanrı için anlamlı olarak hiçbir şey yapmayan günah dolu ya da kendini tehlikeli görenler adına ayakta duruyordu. Onun sinir bozucu günlük cinsel ilişkileri, kürtajı ve hayatının uzun bir bölümünü yaşadığı fırtınalı ilişkisi sayesinde amacını bulmak için daha ciddiyetle aramasını sağladı.

Hastalığı ve yaşından dolayı, daha fazla aktif hayatına devam edemedi. Gittikçe odasına kapandı. Bu zor zamanlarda son olarak, ancak “Benim işim dua etmek” diyebildi ve  1980 yılının 29 Kasım’ında vefat etti.

[1]          Büyük Buhran, 1930’lu yıllarda geçen küresel açıdan ekonomik krizdi. Dünya çapındaki Gayrisafi Yurtiçi Hasıla’sı 1929’dan 1932’ye kadar %15 düştü. 21’inci yüzyılda, Büyük Buhran dünyanın ekonomik durumunu ne kadar düşebileceğini göstermek için genel bir örnektir. Kriz; 4 Eylül 1929 yılında Amerika’da hisse senetleri fiyatlarının ani düşmesiyle patlak verdi ve “Kara Perşembe” olarak bilinen 29 Kasım 1929’da borsa kazasıyla tüm dünyanın haberi oldu. Büyük Buhran zengin ve yoksul ülkelerde yıkıcı etkileri oldu. Uluslararası ticaret % 50’den fazla düşerken, bireysel gelir, vergi geliri, kar ve fiyatlar da düştü. Amerika’da işsizlik %25’e yükseldi ve bazı ülkelerde ise yaklaşık %33’e yükseldi.

Çeviri: Burcu Acar

James Martin’in “My life with The Saints” kitabından alınmıştır.

Yorum Ekle

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

yeni sayı

Bizi takip edin!

Sosyal medya hesaplarımızdan bizi takip ederek dergimizle ilgili son güncellemelerden haberdar olabilirsiniz.