Miras Dergisi

Cehennem ve Şartlı Ölümsüzlük Hakkında Düşünceler

Yeni Antlaşma’nın cehennem ile ilgili öğretişini incelemek tahmin ettiğimden daha verimli ve ilginçti. Bu konu birçok imanlının düşündüğünden daha derin ve karmaşık bir konudur. Bu kısa makale aracılığıyla sizlere cehennem kavramının sanıldığı kadar basit olmadığını göstermeye çalışacağım. 

Cehennem’in Sözcükleri

Yeni Antlaşma’da cehennem için üç Grekçe sözcük kullanılıyor. Bunlar;

Gehenna (12 kez): Matta 5:22, 29, 30; 10:28; 18:9; 23:15, 33; Markos 9:43, 45, 47; Luka 12:5; Yakup 3:6

Hades (11 kez): Matta 11:23; 16:18; Luka 10:15; 16:23; Elçileri İşleri 2:27, 31; 1 Korintliler 15:55; Vahiy 1:18; 6:8; 20:13, 14

Tartaros (1 kez): 2 Petrus 2:4

Gehenna aslında İbranice’den gelir ve büyük ihtimalle Yeruşalim bölgesinde yer alan bir vadi kastedir. Zamanla Yahudilik’te ölümden sonra günahkarların geçici bir süre için cezalarını çekecekleri bir yer anlamını almıştır. Yeni Antlaşma’da ise sonsuz yaşamın tersini ifade eder. Bazı ayetlerde ölümün yeri veya ateşin yerin olarak tarif edilir. 

Hades ise daha genel anlamda mezar veya ölülerin diyarı olarak kullanılır. Bir çok ayette ölümden sonra aldığımız ceza veya ödül ile ilgili bir kavram değildir. Luka 16:23 bu konuda bir istisnadır. Dilenci Lazar ve zengin bir adam hakkında bir benzetmedir. Benzetmenin ana konusu cehennem değildir ama metinde geçen zengin adam Hades (ölüler diyarında) ıstırap çekmektedir. 

Tartaros tek bir ayette bulunur, Yeni Antlaşma’da. 2 Petrus 2:4 isyan eden meleklerin geçici bir süre için bağlı kaldıkları bir yerdir. Petrus’a göre bu melekler ‘yargılanıncaya dek orada tutulacaklar.’

Cehennem Hakkında Görüşler

Kilise tarihi boyunca cehennem ile ilgili çeşitli görüşler ortaya çıkmıştır. Her görüşün çeşitli versiyonları vardır ama bu görüşler temelde dört kategoriye ayrılabilir.

  1. Cehennem Mecazidir: Bu görüşte cehennem gerçekte var olan bir yer değil. Bazıları ölüm sonrası bilinçli bir yaşama inanmadıkları için bu görüşü savunmaktadır.
  2. Evrensel Kurtuluş:  Bu görüşte herkes nihayetinde Tanrı’nın verdiği sonsuz yaşama katılır. Bazılarına göre cehennemde geçici bir süre kaldıktan sonra herkes ‘cennete’ gidecektir. Başkalarına göre hiçbir insan cehenneme gitmeyecektir çünkü Mesih İsa’nın kurtuluşu herkesi bu durumdan kurtarmıştır.
  3. Sonsuz Bilinçli İşkence: Bu görüşte cehenneme gidenler bilinçli bir şekilde sonsuza kadar işkence çekeceklerdir. 
  4. Şartlı Ölümsüzlük: Bu görüşte sonsuz yaşama kavuşmayanların akıbeti var olmamaktır. Cehennem gerçek olabilir ama bu geçici bir durumdur çünkü Tanrı o canları bir zamandan sonra artık yok edecektir.

Kilise tarihinde ‘geleneksel’ bir görüş varsa yukarıda açıkladığım üçüncü görüştür: sonsuz bilinçli işkence. Son zamanlarda bu konu daha ciddi bir şekilde tartışılıyor. Benim gibi bir çok kişi geleneksel görüşü varsayım olarak kabul ediyordu. Araştırmaya başladıktan sonra konunun ne kadar derin olduğunu fark ediyoruz. Geleneksel görüş (sonsuz bilinçli işkence) için teolojik ve metinsel kanıtın ne kadar zayıf olduğuna da şaşırdım.

Vahiy anlayışımız cehennemin tamamen mecazî olduğunu kabul etmek için pek fırsat vermiyor. Yeni Antlaşma özellikle ‘gehenna’ kelimesini kullanırken,  sürekli cehenneme ‘gitmek’ veya ‘atılmak’tan bahsediyor (Matta 5:22, 29, 30 vs). Cezalandırılmak için bir mekân olarak anlatılıyor. 

‘Hades’ kelimesi de mekânsal bir ifade olarak görülüyor. Hades, Yunan mitolojisinde ölülerin diyarıdır. Yeni Antlaşma Hades’e o noktada benzer bir anlam atfediyor. Mesih İsa Hades’e ‘inmek’ten bahsediyor ve yine de yargı ve ceza kavramlarına bağlıdır. (Matta 11:23, Luka 10:15; 16:23 vs). 

Dolayısıyla cehennem için daha gerçekçi (realist) bir yaklaşım daha uygun görünüyor. Ama cehennem gerçekse nasıl bir yerdir? Geleneksel görüşü savunanlara göre insanlar gerçekten cehennemde sonsuzluk boyunca işkence görecekler. Ama Yeni Anlaşma yorumcularının çoğu o konuda da mecazî anlamlar için de bir pay bırakıyorlar. Genelde ‘ateş’ gibi ifadelerin sembolik olduğu kabul edilebilir. Bazıları cehennemin sonsuz olduğunu kabul edip, Tanrı’nın huzurundan veya sevgisinden uzak bir durum olacağını düşünüyorlar. Gerçek şu ki Yeni Antlaşma’nın hiçbir ifadesi gerçek anlamda sonsuz bilinçli işkence yorumu gerektirmiyor. Bu görüş Yeni Antlaşma’yla tutarlı olabilir ama başka seçenekler de olabilir.

Diğer taraftan, evrensel kurtuluş görüşü Yeni Antlaşma’nın gazap ve yargı hakkındaki uyarılarını pek ciddiye almıyor gibi görünüyor. Kutsal Kitap’ta Tanrı’nın merhameti ve sevgisi gerçektir, fakat kutsallığı ve adaleti de aynı derece gerçektir. Kurtulmak için, itaat etmek için, iman etmek için bir aciliyet görünüyor Yeni Antlaşma’da. Evrensel kurtuluş görüşü gerçekse bu aciliyeti anlamak zor olur. Evrensel kurtuluş inancı kurtuluş doktrini için başka sebeplerden dolayı da sıkıntılıdır ama şu anda cehennem kavramını nasıl etkilediğine bakıyoruz sadece. Kilise tarihinde dönem dönem bu görüşü savunanlar olmuştur. En erken örnek üçüncü yüzyılda yaşayan Origen isimli önemli bir teologdur.

Son günlerde bizim dördüncü görüşümüz, şartlı ölümsüzlük, daha yaygın olmaktadır ama yeni bir görüş değildir. İkinci yüzyılda yaşayan, Kilise Babalarından olan İrenaeus benzer bir görüşü öne sürmüştür. Bu görüşü savunanlar Kutsal Kitap’tan birçok argüman sunuyorlar:

  1. Ölümsüzlük kavramı: Bazen Hristiyanlar can veya ruhun ölümsüzlüğü ile ilgili Eflatunculuk’tan gelen bir varsayımı kabul ediyorlar. Eflatun’a göre can zorunlu olarak ölümsüzdür. Ama Kutsal Kitap’ta öyle bir görüş yoktur. Yaşam ve ölümsüzlük Tanrı’dan gelen bir armağandır (Yar. 2:7). İnsanlar kendiliğinden ölümsüz değillerdir. Yeni Antlaşma’ya göre Mesih’te ölümsüzlük kazanıldı ve Mesih’i reddedenler ölümsüzlüğü reddediyorlar (1 Kor. 15:53-54).  
  2. Kötülüğün geçiciliği: Kutsal Kitap’a göre kötülük geçicidir. Sonunda acı ve sıkıntı olmayacak, Tanrı’nın sevgisi sonsuzdur (Ef 1:9-10, 1 Kor. 15; Vahiy 20:14). Sonsuz bilinçli işkence görüşe göre, Tanrı acı ve kötülüğü ayrı bir bölümde muhafaza etmek zorunda. Kötülüğün sonucu sonsuzdur, çünkü kötülük ve kötülüğü seçenler sonunda yok olacak ve sonsuzluk boyunca varlığa dönmeyecektir.
  3. Ölüm ve mahvedilmek kavramı: Kutsal Kitap’ta sonsuz yaşamın tersi ölümdür veya mahvolmaktır, sonsuz işkence değildir (Yuh. 3:16; Rom. 6:23). Mesih İsa’ya göre cehennemde canlar öldürülecek, mahvolacaktır (Matta 10:28). Ölümün sonuçları sonsuzdur ama sonsuz bir tecrübe değildir. Dolayısıyla, şartlı ölümsüzlük görüşüne göre, sonsuz yaşama kavuşmayanlar gerçek bir cehenneme gidebilir ama geçici bir süreden sonra oradaki canlar artık yok olacaklardır.

Cehennem kavramımız için üç kilit metne bakalım: 

2 Selanikliler 1:9-10 “Böyleleri Rab’bin varlığından ve yüce gücünden uzak kalarak sonsuza dek mahvolma cezasına çarptırılacaklar. Bütün bunlar Rab’bin kendi kutsalları arasında yüceltilmek ve bütün imanlılarda hayranlık uyandırmak üzere geldiği gün olacak. Sizler ise iman edenlerdensiniz. Çünkü size ettiğimiz tanıklığa inandınız.”

Sonsuz bilinçli işkence görüşünü savunanlara göre ‘mahvolma cezası’ hiç bitmeyen, bilinçli bir ceza olmalı. Fakat, şartlı ölümsüzlük görüşüne göre mahvolmak kendiliğinde bitmeyen bir şey değildir ama sonuçları sonsuzdur (artık var olmamak.) Bu ayet her ikisi yoruma açıktır.

2 Petrus 2:6 “Sodom ve Gomora kentlerini yakıp yıkarak yargıladı. Böylece tanrısızların başına geleceklere bir örnek verdi.”

Sodom ve Gomora Tanrı’dan gelen ateşle tamamen yok edildiler. Petrus’a göre bu durum cehennem için bir örnektir. Aynı bölümde tufanda ölenler ve zincire vurulan isyan eden melekler benzer örnekler olarak sunulmaktadır. Bütün bu örneklerde bahsedilen ceza geçicidir.

Yahuda 1:7 “Sodom, Gomora ve çevrelerindeki kentler de benzer biçimde kendilerini fuhuş ve sapıklığa teslim ettiler. Sonsuza dek ateşte yanma cezasını çeken bu kentler ders alınacak birer örnektir.”

Bir önceki ayete benziyor ama biraz daha ayrıntılı. Bu sefer Yahuda diyor ki Sodom ve Gomora ‘sonsuza dek ateşte’ yandılar. Tabii Sodom ve Gomora’da artık ateş yanmıyor. Çoktan yok oldular. Tanrı’dan gelen ateş sonsuzdur ve etkisi sonsuza dek devam edecektir (var olmamak) ama sonsuz bilinçli bir ceza söz konusu değildir.

Bu ayetlere birlikte baktığımızda sonsuz bilinçli işkence için nasıl örnek olabilecekleri anlamak zor görünüyor. Şartlı ölümsüzlük görüşü hem ayetlerin bağlamını açıklayabilir hem de birbirine uyum sağlayabilir.

Ayrıca, şartlı ölümsüzlük görüşü için bana ikna edici gelen teolojik argümanlar var. Üç tanesi şöyle özetlenebilir:

  1. Cennette sonsuzluk boyunca yakınlarımızın cehennemde yanmalarını hatırlayabilmek ayrı bir işkence türüne benzemektedir. Dedemin ateşte yandığını bilerek cennette sevinmem mümkün olabilir mi? Bazı teologlar bu yüzden cennetteki imanlıların hafızlarının bu düşüncelerden ‘temizleneceği’ni öne sürüyor. Onbirinci yüzyılda yaşayan önemli filozof Aquinas dedi ki yakınlarımızın ateşte yanmalarını bilmek cennette hissedeceğimiz sevinci arttıracaktır. Her iki çözüm tutarsız görünüyor. Şartlı ölümsüzlük çok daha tatmin edici bir çözüm. Sevdiklerimiz sonsuz yaşamı alamayacaklarsa, en azından bir zamandan sonra yok olacaklarını bilmek teselli edici olabilir.
  2. İnsanlar sonlu ve sınırlı varlıklardır. Günahlarımız ancak sınırlı olabilir. Sınırlı bir suç için sınırsız bir cezaya çarptırılmak adil görünmüyor. Yanıt olarak bazı teologlar diyor ki Tanrı’ya karşı suç işlemek, özellikle Tanrı’yı reddetmek mahiyetinde sonsuz bir suçtur. Ama yine de adalet kavramımız için sıkıntı olarak görünüyor.
  3. Tamamen iyi olan ve sevecen olan bir Tanrı insanların mümkün olduğu kadar az acı çekmelerini ister. Şartlı ölümsüzlük adalet ve doğruluğun şartlarını tamamlıyorsa sonsuz bilinçli işkence görüşünden çok daha sevecen ve merhametli bir görüştür. Tanrı’yı reddedenler istedikleri şeyi alıyor, cezalandırılıyor, ama işkencenin nihai bir sınırı vardır.

Cehennem hakkındaki görüşümüz ‘birincil’ bir doktrin değildir ama tartışılmaya değerdir. Hristiyanlar bu konuda farklı fikirlere sahip olabilirler. Kendim için bu konuyu araştırdığımda konunun basit olmadığını fark ettim. Sonsuz bilinçli işkence görüşünü savunarak büyüdüğüm halde, son günlerde şartlı ölümsüzlük görüşü bana daha ikna edici gelmeye başlamıştır. Yine de dogmatik olarak ısrar etmemiz gereken bir doktrin değildir. Umarım siz de kendiniz için araştırıp düşünmeye devam edersiniz.

Ryan Keating

Teolog & Pastör

Yorum Ekle

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.

Bizi takip edin!

Sosyal medya hesaplarımızdan bizi takip ederek dergimizle ilgili son güncellemelerden haberdar olabilirsiniz.

Your Header Sidebar area is currently empty. Hurry up and add some widgets.